Ruhun Seyir Defteri

Sevgi mi? Nasıl bir şey bu?

Sevgi dediğimizde aklımıza ya da zihnimize gelenler, hissettiklerimiz,  genelde şöyle yumoş yumoş, agucuk-bugucuk, canım-cicim halleri oluyor. Öyle ya, sevildiğini hissetmek veya sevdiğini hissettirmek isteyince, böylesi bir tavır veya tutum içinde olmak gerekli diye düşünüyoruz. Bu düşüncemize uymayan davranışları, tutumları, tavırları da “sevmiyor, sevilmiyorum” diye algılayıp, sayısız endişeler, korkular, tedirginlikler, suçlamalar, utanç vb. duyguyla sanki biraz eksiliyoruz, küçülüyoruz, kötürümleşiyoruz 🙁

Sevginin evrensel bir dili olmakla birlikte, ondan anladığımız kendi bireysel algılarımıza sıkı sıkıya bağlıdır. Bu dilde her zaman öpüşüp koklaşmalar, kucaklaşmalar, “ah canım benim severim seni” olmadığı gibi, daha da öte kendisini bazen ayrılıkla, baskıyla, aldatmayla, uzaklaşmayla da kendini ifade eder. 

Birlikte olduğumuz insanlar ister annemiz/babamız/evladımız olsun, ister kardeşimiz, arkadaşımız, sevgilimiz, eşimiz, patronumuz, işçimiz  olsun… Bunlardan birileri “kırmızı düğmelerimize” basıyorlarsa, yapmak istediklerimize izin vermiyorlar, gitmek istediğimiz yere göndermiyorlar, bizi her fırsatta yargılıyor-küçümsüyor-suçluyor-eleştiriyorlarsa… belki de bizi o sırada fark etmediğimiz, ancak belki de yaşam amacımız olan “kendi yolumuza” çıkmaya zorluyorlardır.

Belki ancak o zaman evdeki karı/koca şiddetinden artık kurtulmak üzere harekete geçeriz, belki o zaman o çok istediğimiz şeyi yapmak üzere evi terk ederiz, belki o zaman ancak başka kadın/başka erkek varlığını fark edip artık kendimize dikkat eder/özen gösterir/kendi iyi olmamızla ilgileniriz, belki o zaman yaptığımız işe kendimizden daha fazla şey katabileceğimizi ya da bu işin bize daha neler katabileceğini fark ederiz… Bunların hepsi belki 🙂 Ama kesin olan bir şey var ki; büyürüz, gelişiriz, ilerleriz. Kendimiz olmayı öğreniriz. Kendimizi kabul eder ve kendimizle barışırız. O zaman çevremizdekilere çemkirmekten de vaz geçeriz.

Toprağa düşen tohum ancak çatladığında filizlenir, yuvadaki kuş ancak anne kuş onu yuvadan itelediğinde uçmayı öğrenir. Sevgi topraktaki basınçtır, bir dolu çürüme gibi görünen tepkimelerin sonucunda filizlenmesi için tohumu çatlatır. Yavru kuşu yuvadan iteleyen anne kuşun ciyaklaması sevgidir, yavrunun uçması için gereken yapılır. Bu bize ayrılık, dışlanmak, zorlanmak vs. gibi gelse de büyüten, geliştiren, olgunlaştıran, yaradılışı açığa çıkaran Sevgidir.

Günleriniz güzel olsun. Sevgiyle kalın.

Bir cevap yazın