Ruhun Seyir Defteri

Ben kötü bir şey yaptım! Cezama razıyım…

Regresyon çalışmaları sırasında çokça karşılaştığım ve genel olarak çok hızlı şekilde toparlanılıp içinden çıkılan bazı durumlar veya yaşantılar var. Bunlardan biri de “utanç” ve “suçluluk” duygusu. Belki de “suçluluk” açısından ona bir “karar” demek gerek.

Suçluluk daha çok bir durum bildirimidir. Birşey yüzünden kendimizi suçlu hissederiz. Bu da bir cezayı hak ettiğimize dair bir karara yol açar. O zaman da gelsin haksızlıklar, iftiralar, suistimal ve istismar edilmeler, paspas muamelesi görmeler ve bütün bunlarla birlikte bizi bu durumlara maruz bırakan kişilere ya da ortamlara sımsıkıya bağlı kalma, kopamama hallerimiz, yalan söylemelerimiz, terkedilme, vaz geçilme korkularımız… Utanç ise daha çok benliğe dair yargımızla ilgilidir ve biraz daha derin çalışmayı gerektirir. Suçluluk “ben kötü birşey yaptım” diye karar verirken, utanç “ben kötüyüm” der. O yüzden utanç derinde yerleşir. Derinlere itilememişse, çok çeşitli şekillerde ağır travmalar yaşanır ve hala ayakta kalınabilmişse de, kişilik bölünmesi ya da varlığından vaz geçme durumu yaşanabilir 🙁 Kişi kendisinden nefret eder halde olabilir.

Suçluluk kararımız genel olarak bağımlılıkları da getirir peşisıra. Kişilere ya da bize kendimiz hakkında verdiğimiz kararı doğrulayacak durumlara. Oldukça yorucu ve daha da ötesi son derece acı verici bir döngü sürdürülür gider. Hayat, bizi kendimiz için verdiğimiz bu bilinçdışı kararı değiştirebilmemiz için giderek dozu, şiddeti, sıklığı artan oranda kötü davranış, kötü yaklaşım, kötü söz vb. ile karşılaştırır. Bu durumun içindeki kurban konumunda ve terkedilme-yalnız kalma-sevilmeme korkusu (ki kendimizden vaz geçtiğimizdendir bütün bunlar) kaldığımız sürece de, neredeyse canımıza kastedilen durum ya da olaylarla kaşılaşabiliriz! Nihayet, bu nokta genellikle “yeter artık, ben ne yaptım ki bu insanlara!” çığlığıyla yön değiştirir. Varlığımızın farkına vardığımız zamanlardan itibaren içimizde taşıdığımız “ben kötü bir şey yaptım” kararımızı işte bu eşikte fark eder ve değiştirmeye karar verebiliriz. Buralar bizim çoğunlukla kendimize kör olduğumzu noktalardır ve gerçekten de bir başka göz-rehber-yoldaş yardımıyla destek alarak kendimize bakmaya cesaret edebiliriz.

Bütün bu yaşananlar, bize bu durumları yaşatanları haklı ya da iyi-kötü vs yapmaz. Hepimiz kendimizden ve davranışlarımızdan sorumluyuz. Ancak bu durum ya da kişileri hayatımıza bu şekilde sokmamızın nedenini derinden anlayabilir ve onları da bu rolden çıkarabiliriz.

Haksızlığa uğradığını, kadir-kıymetinin bilinmediğini, sömürüldüğünü, kullanıldığını, suistimal veya istismar edildiğini, iftiraya uğradığını, sevilmediğini, istenmediğini, terkedileceğini vb. düşünenlerimiz! Lütfen duruma bir de bu açıdan bakın ve kendinize sorun: ” bunca kötü muamele veya yaşantıyı hak edecek ne tür bir karar vermiş olabilirim? kendimi nerede -kötü bir şey yapmış gibi hissediyorum?” Birbirimize illa da regresyon veya bir başka terapi yöntemiyle ulaşamayız ama bu soru sizlerin benliklerine, derinlerinize ulaşsın dilerim. Ulaştığında kendiniz için şimdi bilinçli olarak bir karar vermeniz gerekecek.

Gerçekten de, bunca “kötü”yü hak edecek ne yapmış olabiliriz ki? Diyelim ki yaptık 🙂 Bununla birlikte yaşıyoruz. Bundan böyle bununla birlikte acı çekerek mi yaşamak istiyoruz yoksa kendimizi bağışlayıp, kendimiz anlayıp bırakabilir miyiz bunu?

Kendinizle barışacağınız, kendinize şefkat ve anlayış gösterebileceğiniz anlarınız istediğinizce olsun 😉

Bir cevap yazın