Ruhun Seyir Defteri

KURTLARLA KOŞAN KADINLAR!!!(*)

women in wolves

Yeni yıl hediyesi olarak kız kardeşimlerinden biri şöyle kallavi, sayfasına dolgun bir kitap armağan etti. Daha önce O okurken elinde görmüş ve “okusun da ben sonra isterim ondan, şimdi pek de zaman yok” diye düşünmüştüm. Kardeşim ya, anladı sanırım…ve her zamanki zarifliğiyle bu kitabı bana yılbaşı gecesi armağan etti 🙂 Zaman geçti…ve her şey 10 gün önce ben kitabı okumaya başlayınca yeniden ve yepyeni anlamlar kazandı…kazanıyor. Okumayı henüz bitirmedim. Çünkü bittiğinde kendimdeki bir döngüyü tamamlayacağım…

Tamamlanacağını bildiğim döngü aslına bakarsak yaşadığımız ömür boyunca gene kendimize vardığımız arayışlarımızdan biri…Ne ki, varacağım kendim yeni bir kendim 🙂 Eski kendimi bırakmak ve yeni kendime geçmek fikri gene adrenalimi artırıyor, gene kaslarım geriliyor, gene burnum havada kokuları ayırt etmeye çalışıyor…Tıpkı uzun yıllar önce çalıştığım ofisin kapısına çıkıp havayı koklayıp küçük sırt çantamla Haydarpaşa garının yolunu tuttuğum zaman gibi…ya da İzmir’den İstanbul’a gelmeye karar verirken Kordon kaldırımlarında yürüyüp denizi ve kıyı ışıklarını kokladığım gibi…İşte hep bu resimdeki gibi  🙂

Ruhsal karakterimin “yalnız kurt” olduğunu içsel olarak biliyorsam da, regresyon terapisi eğitimlerimiz sırasında yaptığımız bir seansta ruhumun bu yanıyla ansızın ve yeniden buluşmak!!! Nasıl anlatabilirim ki…bir nehrin koşa koşa denizine kavuşması, ölümlerden dönülen anlarda yaşamla yeniden buluşmalar, dans ederken kendini müziğe, ritme, bedenine bırakmak gibi…ve fazlası 🙂

Kitabı okurken hissettiklerim aşağı yukarı benzer şeyler…Kendimden uzak mıydım ? Hayır ve kesinlikle hayır… Sadece Öz’ümün bir yanına daha sokuluyorum, bir parçamı daha alıp giysimi tamamlıyorum, resmimde bir köşeyi daha renklendiriyorum, sisler kalkıyor ve manzara tüm çıplaklığıyla görünür hale geliyor…Bir yandan karşı koyulamaz – tadına doyulmaz bir yolculuk, bir yandan da an be an yaşanan farkındalıklarla bir önceki ben olmama tedirginliği…Ama kitapta yazdığı gibi “ateşli kafatasını taşımaya devam etmeli” 🙂 Vahşi! beni çağırıyor…

Belki hayatımın başka yanları da bu deri değişiminden nasibini alacak ama varacağım yer yine Öz’üm olacak…Kendimize döneceksek niye uğraşalım ki diyen seslerimden birini de ” ama tüm varlığı ya da yokluğu- hepliği ve hiçliği böyle anlayabiliyorum” deyip ikna ediyorum…Meraktan yaşıyorum ya 🙂 Buna değer bence…

Videosunu eklediğim bu müzik kitabın bazı paragraflarında bende zamansızlıklarda at koşturuyormuşum hissi yarattı…görseline takılmadan siz de kendiniz için deneyin 🙂 Ayrıca ve özelikle hepinize böyle kitaplar okuyan ve okutturan kardeşler nasip olsun!

(*) Kurtlarla Koşan Kadınlar –  Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler / Clarissa P. Estés

Bir cevap yazın