Etiket: regresyon

Ne olur beni güçlü kıl! Ki; bu acıya dayanabileyim!

Regresyon çalışmalarında rastladığımız vak’aların bir çoğu, kişilerin içinde bulundukları durumda ( iş yerinde, evde, okulda, her hangi bir görev odaklı toplulukta ) ya kendileri ile ya da başkaları ile bağlantılı çatışma konusudur. Genel olarak şikayetler, karşı taraf üzerinde yoğunlaşır.”Onlar, şunlar, bunlar…hep/her zaman/genelde…şöyle/böyle/öyle yapıyorlar/konuşuyorlar/davranıyorlar…” vb. şeklinde ifade edilir. Kötü olan başkalarıdır, duyarsız olan ötekilerdir, düşüncesiz olan diğerleridir…

Hasetten çatlıyoruz (mu?)!

Haset; başkalarının sahip olduklarının (buna inandığımız) aslında bize ait olması gerektiğini (buna inandığımız) düşündüğümüzde gelen duygudur. “O unvanı aslında ben hak ediyorum – o elbise aslında bana daha çok yakışır – bu adama/kadına bu karı/koca – bu kadar debeleniyorum hala filanca gibi bir ev sahibi olamadım” gibi gündelik yaşantımızda duyabileceğimiz bir dolu benzer ifade, içerisinde haset taşıyor. Oldukça yıkıcı, onarılması…

Alerjim var… ota, kuşa, kediye, çileğe vs. vs.

O mevsim her şeye alerjim vardı 🙂 Bahar başlangıcıydı..ayrılık zilleri çalmıştı… Tamamen cildimde ve özellikle yüzümde hissettiğim gerginlik, ani kuruma, kaşıntılı döküntülü vs. insanı neredeyse canından bezdiren belirtilerle günler geçti. Yaşadığım stresle bağlantılı olduğunu düşünmüştüm. Bu düşüncem doğruydu fakat eksikti. Bazen hafiflediler bazen iyice gemi azıya aldılar. Sonra bir gün ağır bir alerjik atakla yüzüm neredeyse tanınmaz hale geldi. Ne…

Parçalandık mı? Toparlanalım o zaman!

Artık anne karnındayken ve hatta çok daha öncesinde enerji düzeyinde anılar biriktirdiğimizi, atalarımızdan ya da kendi varlığımızdan gelen bir tür enerjetik gen zincirinden etkilenen anılara sahip olduğumuzu biliyoruz. Gelişen bilimsel araştırma yöntemleri ve teknik olanaklar sağ olsun 🙂 İşte bu anılar – bizzat yaşamış olalım veya olmayalım – bazen bizi travmatik (sarsıcı-örseleyici) şekilde etkiliyor. Belki anneannemiz bir zamanlar bir adamın…

“Bildiğin herşeyi bir kenara bırak!”

Regresyon çalışmalarına katılan danışanların pek çoğu kendileri hakkında birçok fikir sahibidir. Kendilerini belli etiketlerle tanımlamaya, kendilerini belirli rollerle anlamlandırmaya ve yaşadıklarının kendilerince bir özetini yapmaya hem meraklıdırlar hem de bunlara sıkı sıkı tutunmayı severler. Bence haklıdırlar da 🙂 Doğduğumuz andan itibaren öğrendiğimiz, öğretilen ve bize belletilen tüm değerler, tüm inançlar, tüm etiketler kendimizi ve hayatı anlamlandırıp tanımlamamızı sağlamıştır. Bunlar olmasaydı…

Tanrı beni sevmiyorsa…

Çocukluğumuz annemize babamıza kendimizi sevdirmeye çalışarak geçebiliyor 🙂 Hatta önce annemize diyebilirim. Dünya hayatımıza gelişimizle ilk nesne ilişkimizi kurduğumuz kişi annemiz oluyor. Hayatla ilişkimiz  böylece başlıyor. Annemiz bizi severse, kabul ederse, hayat ta bizi sever ve kabul eder gibi bir inancımız oluyor. Bilinçdışımızda kalan önemli inançlarımızdan biri de budur. Aile bütünlüğü içinde babamız da çok önemli. Babasının kızı, babasının oğlu olmaya…

BANA, REGRESYONA, ENERJİYE, RUHA DAİR BİRŞEYLER…

Yaratıcılığa dair yeteneklerimizi gözden geçirip hayata nasıl aktaracağımız üzerine yapılan bir grup çaışmasında hayatıma giren İlknur Levent başarılı ve capcanlı bir TV programcısı:) Kendisi doğal terapi uzmanı. Kristallerle, o güzelim doğal taşlarla arası çok iyi. Onların dilini çözmüş ve dileyene tercümanlık yapıyor 😉 İlknur’la birlikte bir kaç program çekimi planladık. Çekimlerde çok rahat olduğumu söyleyemeyeceğim 🙁 Ancak olabildiğince kendi aramızda…

Bitmemiş İşler… Nasıl Bitecekler?

Regresyon terapisi; aslına bakarsanız bitmemiş işlerin bitirilmesi, yaşanamamış yasların yaşanması, dürülmemiş hesapların kapatılması, sorgulanmamış anların yeniden yaşanıp tamamlanması, anlaşılamayanların anlaşılması, olan her neyse gerçekte böyle-şöyle-öyle olduğunun fark edilmesi süreçlerini içerir. Olanı olduğu gibi kabul etmek cesaret ister, vizyon ister, bilgelik ister, yeni bir seviyeden bakışa ihtiyaç duyar, teslimiyet ister… Çok kolaydır aslında bu kabule varmak! Ama… işte aması da çoktur…

TV programında kendimi izlemek…

Hayatın sürpriz paketlerinden birinin bana gönderildiği, benim de bu paketi açmayı  akıl ettiğim 😉 bir fırsatla TV’deyim. Sabah programa doğru giderken Taksim meydanına bakan kahvelerden birine oturup meydanın yaşantısını gözledim. Yanımda oturan yaşlıca bir adam, satın aldığı piyango biletlerini seri numaralarına göre sıraladı. Birbirimize gülümsedik ve bana ” Günaydın madam ” dedi. Neden matmazel değil de madam dediğine takılmadan kocaman…

REGRESYON TERAPİSİ NE DEĞİLDİR!

Artık pek çok yerde regresyon terapisi, geçmiş yaşamları şifalandırmak, regresyonla geçmişi onarmak, temizlemek vs. gibi anlatımlara daha sık rastlıyorsunuz… Çokça merak, biraz ürküntü, biraz heyecan, biraz küçümseme, biraz yüceltme ile bakıyorsunuz… Bakış açınıza bağlı olarak 🙂 Bugüne kadar çalıştığım danışanlarımdan, arayan soran bilgi alan kişilerden, ne işle uğraştığımı merak edenlerimizden aldığım geri bildirimlere dayanarak bu konuya bir kez daha ve de…