Etiket: korku

“Bildiğin herşeyi bir kenara bırak!”

Regresyon çalışmalarına katılan danışanların pek çoğu kendileri hakkında birçok fikir sahibidir. Kendilerini belli etiketlerle tanımlamaya, kendilerini belirli rollerle anlamlandırmaya ve yaşadıklarının kendilerince bir özetini yapmaya hem meraklıdırlar hem de bunlara sıkı sıkı tutunmayı severler. Bence haklıdırlar da 🙂 Doğduğumuz andan itibaren öğrendiğimiz, öğretilen ve bize belletilen tüm değerler, tüm inançlar, tüm etiketler kendimizi ve hayatı anlamlandırıp tanımlamamızı sağlamıştır. Bunlar olmasaydı…

YUVAYA BADİ BADİ DÖNÜŞÜMÜZ…

🙂 Badi badi? Belki biliyorsunuz ama yine de not düşmek istiyorum. Birinin yürüyüşünü tarif ederken ama en çok da çocukların yürüyüşünü tarif ederken kullanırız bu sıfat tamlamasını. Ördekler gibi iki yana yaslanıp sallanarak paytak yürüyüşü tarif ederiz 😀 Bu erken çocukluğumuzun yeni yeni yerden yükselmiş hallerimizde, onlara doğru yürüdüğümüz kişiler genellikle sevdiğimiz, güvendiğimiz, sığınacak limanlarımız, yuvada hissedeceğimiz kişilerdir… çoğunlukla anneler, babalar ve bazen…

SEÇİYORUM…SEÇMİYORUM…

Geçen hafta sonu yaşadıklarımızı belki de uzunca bir süre anlamaya, anlamlandırmaya ve sindirmeye çalışmaya devam edeceğiz. Dilerim ayrılan, yaralanan, yaralayan tüm canların yolu aydınlansın, gönülleri, vicdanları ve ruhları ışıklansın ki dünyada yaşarken cenneti yaratabilelim hep birlikte… O anların verdiği korku, huzursuzluk, endişe, öfke, tiksinti ve mide bulantılarının yanı sıra, inanamamak ve hatta en çok sapla samanı ayıramamak da durumu ayrıca…

REGRESYON TERAPİSİ NE DEĞİLDİR!

Artık pek çok yerde regresyon terapisi, geçmiş yaşamları şifalandırmak, regresyonla geçmişi onarmak, temizlemek vs. gibi anlatımlara daha sık rastlıyorsunuz… Çokça merak, biraz ürküntü, biraz heyecan, biraz küçümseme, biraz yüceltme ile bakıyorsunuz… Bakış açınıza bağlı olarak 🙂 Bugüne kadar çalıştığım danışanlarımdan, arayan soran bilgi alan kişilerden, ne işle uğraştığımı merak edenlerimizden aldığım geri bildirimlere dayanarak bu konuya bir kez daha ve de…

Korkuyla Kucaklaşıyorum (3)

Çocukluk yıllarımın geceleri ve rüyalarım benim en sevgili arkadaşlarımdı aslında 🙂 Günün sonunda nihayet yatağa yattığımda tamamen kendimle kalabiliyordum…sabaha kadar ister uyur, ister uyanık kalır hayal kurar ister rüyalara dalar çıkardım…yaşasındı özgürlük 😉 Gündüzleri ise ev içindeki huzursuzluk o kadar dayanılmazdı ki benim için, evden kaçmaya karar vermiştim! Şükür ki 11-12 yaşlarımda bu hayalime ortak ettiğim arkadaşım o gün evden…

Korkuyla Kucaklaşıyorum…(2)

Korktuğumu farkedip, bunun kendime nasıl bir azap verdiğini anladığımda şimdilerde “ergenlik” diye adlandırdığımız o korkunç karanlık, heyecanlı ve sürekli bir alt-üst oluş dönemini de yaşıyordum 🙂 Her an her şey olabilirdi veya olamazdı… Melankoliden hiper aktiviteye, üç maymundan her şeye kadire, “sen bilmiyorsun, anlamıyorsun”dan “aslında belki de gerçek budur”a doğru savrulan, çok sevilmek ve çok sevdiğini de anlatmak isteyen bir…

Korkuyla kucaklaşıyorum…(1)

Korkmak utanılacak bir şeydi! Dalga geçerdi insanlar. Aşağılık ve iğrenç bir böcek muamelesi yapılırdı, küçümsenir, ezilmeye çalışılırdı çocuk kendim.. Hem korkar hem de korkuyor olduğumdan korkardım… İkisi birbirine karışırdı korkuların ve büyürdü, büyürdü içimde kendime duyduğum nefret, iğrenme, kendimi küçük ve hakir görme duygularım… Nasıl başa çıkacağımı bilemeden, korkuyor olmaktan nefret ederek, kendi öz duygularıma yabancılaşmaya uğraşırdım. Yabancılaşmaya çalıştığımı da…