Etiket: hayat dersi

TV programında kendimi izlemek…

Hayatın sürpriz paketlerinden birinin bana gönderildiği, benim de bu paketi açmayı  akıl ettiğim 😉 bir fırsatla TV’deyim. Sabah programa doğru giderken Taksim meydanına bakan kahvelerden birine oturup meydanın yaşantısını gözledim. Yanımda oturan yaşlıca bir adam, satın aldığı piyango biletlerini seri numaralarına göre sıraladı. Birbirimize gülümsedik ve bana ” Günaydın madam ” dedi. Neden matmazel değil de madam dediğine takılmadan kocaman…

REGRESYON TERAPİSİ NE DEĞİLDİR!

Artık pek çok yerde regresyon terapisi, geçmiş yaşamları şifalandırmak, regresyonla geçmişi onarmak, temizlemek vs. gibi anlatımlara daha sık rastlıyorsunuz… Çokça merak, biraz ürküntü, biraz heyecan, biraz küçümseme, biraz yüceltme ile bakıyorsunuz… Bakış açınıza bağlı olarak 🙂 Bugüne kadar çalıştığım danışanlarımdan, arayan soran bilgi alan kişilerden, ne işle uğraştığımı merak edenlerimizden aldığım geri bildirimlere dayanarak bu konuya bir kez daha ve de…

AFFETMEK & UNUTMAK & AŞMAK

Hayatımız boyunca yaşadıklarımız bize hep bir şeyler öğretir… Hoş! Hayatı bir öğretmen gibi algılamak, hayata öğretmen etiketi yapıştırmak pek hoşuma gitmez… Belki de bu kendimde zaman zaman hissettiğim Bayan Rottenmeier kılıklı hal ve gidişatımdan sıkıldığım içindir 😉 Zaman zaman kendimiz söyleriz ya da başkalarından duyarız… “Affettim ben onu”, “Unuttum ben onu”, “Aştım ben onu” diye. “O” ile kastedilen ya bir başkasıdır…

Korkuyla kucaklaşıyorum…(1)

Korkmak utanılacak bir şeydi! Dalga geçerdi insanlar. Aşağılık ve iğrenç bir böcek muamelesi yapılırdı, küçümsenir, ezilmeye çalışılırdı çocuk kendim.. Hem korkar hem de korkuyor olduğumdan korkardım… İkisi birbirine karışırdı korkuların ve büyürdü, büyürdü içimde kendime duyduğum nefret, iğrenme, kendimi küçük ve hakir görme duygularım… Nasıl başa çıkacağımı bilemeden, korkuyor olmaktan nefret ederek, kendi öz duygularıma yabancılaşmaya uğraşırdım. Yabancılaşmaya çalıştığımı da…

M.S.2015 BİTERKEN…

Sevgili insan oğulları ve kızları! İçinizden birinin bir zamanlar söylediği bir kelam var: ” Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir “ Yanlış yapanı söz ile uyarmalı, hala yanlışta ısrar ediyorsa da gerekeni yapmalı 😉 şeklinde… Bazen hastanelerin acil kapılarından histeri krizi geçiren insanlar girer… hekimler o kişiyi kendine getirmek için ya sağlam bir tokat aşk eder ya…

Geçmişi bugüne-buraya-şimdiye getirmek…

Danışanlarımla yaptığımız çalışmalarda en çok gözlediğim hallerden biri de geçmişte yaşanmışlıklardan gelen deneyimi bu gün yaşanılan duruma uyarlama eğilimi! Sanki  geçmişte elimizde bir vazo vardı ve biz bu vazoya kısa saplı yayılmacı çiçekler yerleştirmeye çalışmıştık ve olmamıştı…aynı vazoya şimdi elimizdeki uzun saplı daha uygun çiçekleri yerleştirebiliriz ama hayır…