Parçalandık mı? Toparlanalım o zaman!

Artık anne karnındayken ve hatta çok daha öncesinde enerji düzeyinde anılar biriktirdiğimizi, atalarımızdan ya da kendi varlığımızdan gelen bir tür enerjetik gen zincirinden etkilenen anılara sahip olduğumuzu biliyoruz. Gelişen bilimsel araştırma yöntemleri ve teknik olanaklar sağ olsun 🙂 İşte bu anılar – bizzat yaşamış olalım veya olmayalım – bazen bizi travmatik (sarsıcı-örseleyici) şekilde etkiliyor. Belki […]

Ben de bu dağların nesine geldim?…

Zaman zaman dağlar beni çeker. Memleketimin ya da dünyamızın çeşitli yerlerindeki dağları… Kimi mağrur, kimi beli bükük durur. Kiminin tepesi kardan kurtulmaz kimi bozkır, kayalık… Dağlara doğru yürürken bazen yaslanma ihtiyacım, bazen en tepede olma ihtiyacım, bazen omuzlarında uyuma ihtiyacım, bazen de her şeye biraz daha yukarıdan bakma ihtiyacım olur. Bazen de sırf o dağla […]

İnsanlık Hallerimiz…

İnsan olduğumuzu unuttuğumuz zamanlar oluyor bazen… Her anlamda unutmaktan söz ediyorum. Kibrimizden, korkumuzdan, komplekslerimizden, ondan ya da bundan. Unutuyoruz. Bugün sadece bunu hatırlamamız için belki de hepimizin bilip izlemiş olduğu HUMAN filmini yine de paylaşmak istiyorum. Sevgiyle ve insan olmanın hoşnutluğuyla kalın… https://www.youtube.com/watch?v=C4y4KsBt3is

Tanrı beni sevmiyorsa…

Çocukluğumuz annemize babamıza kendimizi sevdirmeye çalışarak geçebiliyor 🙂 Hatta önce annemize diyebilirim. Dünya hayatımıza gelişimizle ilk nesne ilişkimizi kurduğumuz kişi annemiz oluyor. Hayatla ilişkimiz  böylece başlıyor. Annemiz bizi severse, kabul ederse, hayat ta bizi sever ve kabul eder gibi bir inancımız oluyor. Bilinçdışımızda kalan önemli inançlarımızdan biri de budur. Aile bütünlüğü içinde babamız da çok önemli. […]

YUVAYA BADİ BADİ DÖNÜŞÜMÜZ…

🙂 Badi badi? Belki biliyorsunuz ama yine de not düşmek istiyorum. Birinin yürüyüşünü tarif ederken ama en çok da çocukların yürüyüşünü tarif ederken kullanırız bu sıfat tamlamasını. Ördekler gibi iki yana yaslanıp sallanarak paytak yürüyüşü tarif ederiz 😀 Bu erken çocukluğumuzun yeni yeni yerden yükselmiş hallerimizde, onlara doğru yürüdüğümüz kişiler genellikle sevdiğimiz, güvendiğimiz, sığınacak limanlarımız, yuvada hissedeceğimiz kişilerdir… […]

SEÇİYORUM…SEÇMİYORUM…

Geçen hafta sonu yaşadıklarımızı belki de uzunca bir süre anlamaya, anlamlandırmaya ve sindirmeye çalışmaya devam edeceğiz. Dilerim ayrılan, yaralanan, yaralayan tüm canların yolu aydınlansın, gönülleri, vicdanları ve ruhları ışıklansın ki dünyada yaşarken cenneti yaratabilelim hep birlikte… O anların verdiği korku, huzursuzluk, endişe, öfke, tiksinti ve mide bulantılarının yanı sıra, inanamamak ve hatta en çok sapla […]

M.S.2015 BİTERKEN…

Sevgili insan oğulları ve kızları! İçinizden birinin bir zamanlar söylediği bir kelam var: ” Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir “ Yanlış yapanı söz ile uyarmalı, hala yanlışta ısrar ediyorsa da gerekeni yapmalı 😉 şeklinde… Bazen hastanelerin acil kapılarından histeri krizi geçiren insanlar girer… hekimler o kişiyi kendine getirmek için ya sağlam […]

TANRICILIK OYNAMAK YERİNE TANRI OLMAK (7 & sonsuz)

Evet, bir şey değişir! Kendi hayatımızın yazarı, kurgulayıcısı, kareografı, oyuncusu olduğumuzun farkına varmak çok şahane bir zirve duygusu yarattığı kadar ürkütücüdür de 🙂 Her şeyin sorumlusu olmak ve her şeyden sorumlu olmak!!! Hallac-ı Mansur “En-el Hakk” dediğinde; var olan her şeyin, her anlamın, her gölgenin, her ismin, her cismin kendinde toplandığını fark etmişti. Fark ettiği diğer […]

TANRICILIK OYNAMAK YERİNE TANRI OLMAK (6)

İnsan olarak varlığımızın bilincine varmakla bu tuzağı görebilir ve içine düşmeyebiliriz. Daha doğrusu bu bütünlüğün, BİRliğin içinde olduğumuzu farketmek, BİRliği bizim oluşturduğumuzu farketmek, “ben” olmazsam bütünlüğün de varolmayacağına uyanmak…bizi ayrılık tuzağına, ezikliğimize sarılıp uyuşup kalmamıza neden olan bu saçma sapan boşluğa kaymaktan alıkoyar 🙂 Ben ve Biz sözcüklerini en geniş anlamıyla tüm varoluş için kullandığımı […]

TANRICILIK OYNAMAK YERİNE TANRI OLMAK! ( 4-5)

Otorite olarak “ben”den ayrı bir şeyi tanıdığımızda, yani böyle bir şeyin varlığını kabul ettiğimizde “ayrılık” duygusu ile birlikte dışlanmışlık, görmezden gelinme, yalnızlık, boşluk, sevilmeme, değersizlik vb. duygularla da tanışırız. Önce kendimizi kurban ederiz bu ayrılığa. Bu duygularımızı haklı çıkarabilmek için kendimizi görünmez, değersiz, dışlanmış biri haline getiririz. Asıl kendimizden ayrı düşeriz. Bu boşlukla başa çıkabilmek […]