Kategori: Ruhun Seyir Defteri

Kendi Küçük Hayatlarımızda Kırk Yamalı Bohça Saklı…

Biliyorum 🙂 Kendi küçük hayatlarımız demek haksızlık… Sadece evrende dünyamızın kapladığı alanı ve bunun üzerinde biz insan canlısının kapladığımız alanı düşününce, göreceli bir küçük hayat demek istiyorum 😉 Beni anlayışla karşılayacağınızı umut ediyorum… Yazmaya devam ederken de İstanbul sokaklarının bir bölümünde, çıldırmış ıhlamur ve manolya ağaçlarının sarhoş edici kokularında baygın düşmemem gerek. Eskiler yeni doğan bebeği kundaklardı. Bazı ailelerde hala uygulanıyor.…

TV programında kendimi izlemek…

Hayatın sürpriz paketlerinden birinin bana gönderildiği, benim de bu paketi açmayı  akıl ettiğim 😉 bir fırsatla TV’deyim. Sabah programa doğru giderken Taksim meydanına bakan kahvelerden birine oturup meydanın yaşantısını gözledim. Yanımda oturan yaşlıca bir adam, satın aldığı piyango biletlerini seri numaralarına göre sıraladı. Birbirimize gülümsedik ve bana ” Günaydın madam ” dedi. Neden matmazel değil de madam dediğine takılmadan kocaman…

Korkuyla Kucaklaşıyorum (3)

Çocukluk yıllarımın geceleri ve rüyalarım benim en sevgili arkadaşlarımdı aslında 🙂 Günün sonunda nihayet yatağa yattığımda tamamen kendimle kalabiliyordum…sabaha kadar ister uyur, ister uyanık kalır hayal kurar ister rüyalara dalar çıkardım…yaşasındı özgürlük 😉 Gündüzleri ise ev içindeki huzursuzluk o kadar dayanılmazdı ki benim için, evden kaçmaya karar vermiştim! Şükür ki 11-12 yaşlarımda bu hayalime ortak ettiğim arkadaşım o gün evden…

AFFETMEK & UNUTMAK & AŞMAK

Hayatımız boyunca yaşadıklarımız bize hep bir şeyler öğretir… Hoş! Hayatı bir öğretmen gibi algılamak, hayata öğretmen etiketi yapıştırmak pek hoşuma gitmez… Belki de bu kendimde zaman zaman hissettiğim Bayan Rottenmeier kılıklı hal ve gidişatımdan sıkıldığım içindir 😉 Zaman zaman kendimiz söyleriz ya da başkalarından duyarız… “Affettim ben onu”, “Unuttum ben onu”, “Aştım ben onu” diye. “O” ile kastedilen ya bir başkasıdır…

Korkuyla Kucaklaşıyorum…(2)

Korktuğumu farkedip, bunun kendime nasıl bir azap verdiğini anladığımda şimdilerde “ergenlik” diye adlandırdığımız o korkunç karanlık, heyecanlı ve sürekli bir alt-üst oluş dönemini de yaşıyordum 🙂 Her an her şey olabilirdi veya olamazdı… Melankoliden hiper aktiviteye, üç maymundan her şeye kadire, “sen bilmiyorsun, anlamıyorsun”dan “aslında belki de gerçek budur”a doğru savrulan, çok sevilmek ve çok sevdiğini de anlatmak isteyen bir…

Korkuyla kucaklaşıyorum…(1)

Korkmak utanılacak bir şeydi! Dalga geçerdi insanlar. Aşağılık ve iğrenç bir böcek muamelesi yapılırdı, küçümsenir, ezilmeye çalışılırdı çocuk kendim.. Hem korkar hem de korkuyor olduğumdan korkardım… İkisi birbirine karışırdı korkuların ve büyürdü, büyürdü içimde kendime duyduğum nefret, iğrenme, kendimi küçük ve hakir görme duygularım… Nasıl başa çıkacağımı bilemeden, korkuyor olmaktan nefret ederek, kendi öz duygularıma yabancılaşmaya uğraşırdım. Yabancılaşmaya çalıştığımı da…

M.S.2015 BİTERKEN…

Sevgili insan oğulları ve kızları! İçinizden birinin bir zamanlar söylediği bir kelam var: ” Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir “ Yanlış yapanı söz ile uyarmalı, hala yanlışta ısrar ediyorsa da gerekeni yapmalı 😉 şeklinde… Bazen hastanelerin acil kapılarından histeri krizi geçiren insanlar girer… hekimler o kişiyi kendine getirmek için ya sağlam bir tokat aşk eder ya…

Avuçlarımda rüzgarı ve güneşi getirdim size…

Çok rüzgarlı ve çok güneşli bir gündü 🙂 Rüzgarın uğultusu, vadiye inip tepelere yükselişi, vadinin derinlerinde inlemesi, dalları çıplak kalmış meşe ağaçlarını okşayıp bir kucak dolusu yaprağı toprağın üzerinde daha sakin ve huzurlu köşelere doğru dağıtması, bir kaç şahinin kanatlarının altında kabarıp onlara yoldaş olması…bir kaç dakika boyunca gözleyip, içimdeki rüzgarlarla uyum içinde akmasına izin verdim 😉 Güneş, rüzgarın kıvrımlarında…

Çocuklar Büyürken Neler Oluyor?

Çocukluğumu çocuklarım olduğunda hatırladım 🙂 Anne olmayı öğrenirken nasıl bir çocuk olduğumu daha iyi anladım. Belki de çocuk olmayı öğrendim önce, sonra anne olabildim. Olabildim mi onu da çocuklarım anne & baba olduklarında belki içtenlikle değerlendirebilirler… Anladığım şu ki büyümek denen şey sancılı, acı verici bir deneyimdi. Annem, babam ve ablamdan oluşan iç halka ile dede ve babaannemin yer aldığı…

Sesi Kısılmış Çığlığa Ses Vermek

Yıllar önce çok ama çok incindiğim bir gündü ve ben ağzımı açıp bir şey diyemedim 🙁 Diyemedim ama bir çığlık da yüreğime oturdu ve yüreğimden çıkan “çat” diye kırılma sesini o sırada bulunduğum meydandaki kuşlar duyup çığlık çığlığa havalandılar… Kuşlar özgürce uçuşurken ben onlara bakakaldım. Yaşadığım şeyi şimdiki andan baktığımda ansızın bir duvara toslayıp yapışıp kalmak, ansızın bir kamyon altında kalıp…