Ruhun Seyir Defterinde Deniz Fenerleri…

İster sakin görünen bir deniz kıyısı olsun, ister resiflerin tepesinde, ister denize doğru uzanmış mendireklerin en başında ya da hırçın denizlerin orta yerinde… Işıktır onlar, bir nefestir, bildik bir güven duygusu ile varlığına şükrettiklerimizdir… Bu fener kulelerinin içinde çoğu zaman her hangi bir görevli bulunmaz. Otomatik olarak ışığını yayar. Işığının rengi denizciler için anlamlı olabilecek […]

Alerjim var… ota, kuşa, kediye, çileğe vs. vs.

O mevsim her şeye alerjim vardı 🙂 Bahar başlangıcıydı..ayrılık zilleri çalmıştı… Tamamen cildimde ve özellikle yüzümde hissettiğim gerginlik, ani kuruma, kaşıntılı döküntülü vs. insanı neredeyse canından bezdiren belirtilerle günler geçti. Yaşadığım stresle bağlantılı olduğunu düşünmüştüm. Bu düşüncem doğruydu fakat eksikti. Bazen hafiflediler bazen iyice gemi azıya aldılar. Sonra bir gün ağır bir alerjik atakla yüzüm […]

Nergis severler Ve Narsisizm !

Nergisler açtı ve mis gibi kokuyorlar 🙂 Onları gördükçe aklıma Narcissus düşüyor. Mitolojide Echo’nun (Yankı) Narcissus’a aşkından ve Narcissus’un da ormandaki durgun gölün sularında gördüğü kendi yansımasına aşık olmasından söz edilir. Rivayet o ki; Narcissus kendi yansımasına tutulunca, ne Echo’yu gözü görmüş, ne de başka bir şey. Kendine hayran hayran bakmaktan kendini alamadığından oracıkta, suyun […]

Bugün! Dünün geleceğiydi… Yarının geçmişi olacak!

Bugün 🙂 Bu an, şimdi… Ne yapmak istiyorsanız, nasıl yapmak istiyorsanız onu hemen şimdi, tasarladığınız veya hayal ettiğiniz gibi gerçekleştirmek için harekete geçin. Bunun için bir hedefiniz var değil mi? Yoksa, hedefinizin ne olduğunu anlamak için hemen şimdi üzerinde düşünün. Ama telaş etmeden, aciliyet duygusu içinde olmadan 😉

Ben de bu dağların nesine geldim?…

Zaman zaman dağlar beni çeker. Memleketimin ya da dünyamızın çeşitli yerlerindeki dağları… Kimi mağrur, kimi beli bükük durur. Kiminin tepesi kardan kurtulmaz kimi bozkır, kayalık… Dağlara doğru yürürken bazen yaslanma ihtiyacım, bazen en tepede olma ihtiyacım, bazen omuzlarında uyuma ihtiyacım, bazen de her şeye biraz daha yukarıdan bakma ihtiyacım olur. Bazen de sırf o dağla […]

Yeni bir yıl… Yeni bir ben & biz!

” Her karşılaşmamız sonsuzluğa uzansın. Her bakışımızla birbirimizi daha çok bilelim. Her adımda yaklaşalım. Birimiz nefes alırken, biz verelim… herkes başka yollardan gelsin ki; buluştuğumuzda maceralarımızı paylaşalım. Buluşma için anlatılacak öyküler biriktirelim yaşamımızla… Buluşmaya doğru ilerlerken neşeyi, şefkati, sevgiyi, canımız neyi çekerse yanımızda onu bulunduralım. Hepimiz için mutlu buluşmalarımız olsun, kutlu olsun…” Bir takvim yılını […]

“Acı”nın bir mesajı var! Acı çekmekte ustalaşanlarımız!

İster fiziksel ister duygusal olsun. Acı çektiğimizi hissettiğimiz, düşündüğümüz zamanlar vardır. Böylesi zamanlarda bu acıdan kurtulabilmek için ya bir hekime görünmek isteriz, ya bildiğimiz ilaçlardan birini alırız, ya ölmek isteriz… Bir başka yol da acının içine derinlemesine yerleşmek, onu iyice hissetmek, dibine kadar yaşamaktır. Böylesi anlarda tam anlamıyla bir dönüşüm gerçekleşir. Bu durum fiziksel düzeyde […]

İnsanlık Hallerimiz…

İnsan olduğumuzu unuttuğumuz zamanlar oluyor bazen… Her anlamda unutmaktan söz ediyorum. Kibrimizden, korkumuzdan, komplekslerimizden, ondan ya da bundan. Unutuyoruz. Bugün sadece bunu hatırlamamız için belki de hepimizin bilip izlemiş olduğu HUMAN filmini yine de paylaşmak istiyorum. Sevgiyle ve insan olmanın hoşnutluğuyla kalın… https://www.youtube.com/watch?v=C4y4KsBt3is

“Bildiğin herşeyi bir kenara bırak!”

Regresyon çalışmalarına katılan danışanların pek çoğu kendileri hakkında birçok fikir sahibidir. Kendilerini belli etiketlerle tanımlamaya, kendilerini belirli rollerle anlamlandırmaya ve yaşadıklarının kendilerince bir özetini yapmaya hem meraklıdırlar hem de bunlara sıkı sıkı tutunmayı severler. Bence haklıdırlar da 🙂 Doğduğumuz andan itibaren öğrendiğimiz, öğretilen ve bize belletilen tüm değerler, tüm inançlar, tüm etiketler kendimizi ve hayatı […]

“Sadece nefes al!” ya da “Koyver gitsin”

Çocuklarımız küçükken elbette sık sık ağlarlardı… Konuşamadıkları için daha da bir ağlarlardı 😉 Ne yapsın bebeler, nasıl anlatsınlar ki dertlerini başka türlü 🙂 Böylesi zamanlarda, yani yaklaşık 6 aylık olduklarında onlara nefes almayı öğretmiştim. “Sadece nefes al, sakince nefes al, nefes aldığını fark et” derdim onlara 🙂 Tabi ki konuşamıyorlardı bile o zamanlarda. Ama söylediklerimi anlıyorlar […]