HOŞGELDİNİZ

Merhaba ???? Bu sitede yer alan blog için niyetim hepimizin kullanımına açık olması. Blog; hepimizin ruhumuzun seyir defterinde yazmak isteyeceğimiz şeylerden oluşsun. Hepimiz yaşadıklarımızı, yaşayamadıklarımızı, anlamlandırdıklarımızı ve anlamlandıramadıklarımızı, paylaşmak istediklerimizi, heyecanlarımızı, sevinçlerimizi, kederlerimizi, heves ve arzularımızı buraya yazalım. Hep beraber katılalım bu yolculuğa. Sanki uzun bir yolculuktaymışız da arada sırada geçtiğimiz yerlerden sevdiklerimize bir kart atar gibi zaman zaman bizden…

Küsmek… Geri çekilmek… Meydanı Boş Bırakmak!

Bugün benden yaşça küçük ama gönlü çok büyük bir dostum, benden destek istedi. Konu; çalıştığı yerde çalıştığı konuda hiç bir bilgisi olmayan birinin kendisine müdahalesi ile işini severek yapamaz hale gelmesiydi. Bir müzik aletinin tanıtımı ve çalınmasının öğretilmesi işini üstlenmişti. “Yönetici” konumundaki kişi de dersleri verme şekline, içeriğine, gelişim kontrolüne vs. olur olmaz zamanlarda müdahale ediyordu ve dostumun canı hayli sıkkındı.…

dus

Bitmemiş İşler… Nasıl Bitecekler?

Regresyon terapisi; aslına bakarsanız bitmemiş işlerin bitirilmesi, yaşanamamış yasların yaşanması, dürülmemiş hesapların kapatılması, sorgulanmamış anların yeniden yaşanıp tamamlanması, anlaşılamayanların anlaşılması, olan her neyse gerçekte böyle-şöyle-öyle olduğunun fark edilmesi süreçlerini içerir. Olanı olduğu gibi kabul etmek cesaret ister, vizyon ister, bilgelik ister, yeni bir seviyeden bakışa ihtiyaç duyar, teslimiyet ister… Çok kolaydır aslında bu kabule varmak! Ama… işte aması da çoktur…

aspects

YUVAYA BADİ BADİ DÖNÜŞÜMÜZ…

🙂 Badi badi? Belki biliyorsunuz ama yine de not düşmek istiyorum. Birinin yürüyüşünü tarif ederken ama en çok da çocukların yürüyüşünü tarif ederken kullanırız bu sıfat tamlamasını. Ördekler gibi iki yana yaslanıp sallanarak paytak yürüyüşü tarif ederiz 😀 Bu erken çocukluğumuzun yeni yeni yerden yükselmiş hallerimizde, onlara doğru yürüdüğümüz kişiler genellikle sevdiğimiz, güvendiğimiz, sığınacak limanlarımız, yuvada hissedeceğimiz kişilerdir… çoğunlukla anneler, babalar ve bazen…

SEÇİYORUM…SEÇMİYORUM…

Geçen hafta sonu yaşadıklarımızı belki de uzunca bir süre anlamaya, anlamlandırmaya ve sindirmeye çalışmaya devam edeceğiz. Dilerim ayrılan, yaralanan, yaralayan tüm canların yolu aydınlansın, gönülleri, vicdanları ve ruhları ışıklansın ki dünyada yaşarken cenneti yaratabilelim hep birlikte… O anların verdiği korku, huzursuzluk, endişe, öfke, tiksinti ve mide bulantılarının yanı sıra, inanamamak ve hatta en çok sapla samanı ayıramamak da durumu ayrıca…

princesshomeless

Kendi Küçük Hayatlarımızda Kırk Yamalı Bohça Saklı…

Biliyorum 🙂 Kendi küçük hayatlarımız demek haksızlık… Sadece evrende dünyamızın kapladığı alanı ve bunun üzerinde biz insan canlısının kapladığımız alanı düşününce, göreceli bir küçük hayat demek istiyorum 😉 Beni anlayışla karşılayacağınızı umut ediyorum… Yazmaya devam ederken de İstanbul sokaklarının bir bölümünde, çıldırmış ıhlamur ve manolya ağaçlarının sarhoş edici kokularında baygın düşmemem gerek. Eskiler yeni doğan bebeği kundaklardı. Bazı ailelerde hala uygulanıyor.…

TV programında kendimi izlemek…

Hayatın sürpriz paketlerinden birinin bana gönderildiği, benim de bu paketi açmayı  akıl ettiğim 😉 bir fırsatla TV’deyim. Sabah programa doğru giderken Taksim meydanına bakan kahvelerden birine oturup meydanın yaşantısını gözledim. Yanımda oturan yaşlıca bir adam, satın aldığı piyango biletlerini seri numaralarına göre sıraladı. Birbirimize gülümsedik ve bana ” Günaydın madam ” dedi. Neden matmazel değil de madam dediğine takılmadan kocaman…

REGRESYON TERAPİSİ NE DEĞİLDİR!

Artık pek çok yerde regresyon terapisi, geçmiş yaşamları şifalandırmak, regresyonla geçmişi onarmak, temizlemek vs. gibi anlatımlara daha sık rastlıyorsunuz… Çokça merak, biraz ürküntü, biraz heyecan, biraz küçümseme, biraz yüceltme ile bakıyorsunuz… Bakış açınıza bağlı olarak 🙂 Bugüne kadar çalıştığım danışanlarımdan, arayan soran bilgi alan kişilerden, ne işle uğraştığımı merak edenlerimizden aldığım geri bildirimlere dayanarak bu konuya bir kez daha ve de…

Korkuyla Kucaklaşıyorum (3)

Çocukluk yıllarımın geceleri ve rüyalarım benim en sevgili arkadaşlarımdı aslında 🙂 Günün sonunda nihayet yatağa yattığımda tamamen kendimle kalabiliyordum…sabaha kadar ister uyur, ister uyanık kalır hayal kurar ister rüyalara dalar çıkardım…yaşasındı özgürlük 😉 Gündüzleri ise ev içindeki huzursuzluk o kadar dayanılmazdı ki benim için, evden kaçmaya karar vermiştim! Şükür ki 11-12 yaşlarımda bu hayalime ortak ettiğim arkadaşım o gün evden…

AFFETMEK & UNUTMAK & AŞMAK

Hayatımız boyunca yaşadıklarımız bize hep bir şeyler öğretir… Hoş! Hayatı bir öğretmen gibi algılamak, hayata öğretmen etiketi yapıştırmak pek hoşuma gitmez… Belki de bu kendimde zaman zaman hissettiğim Bayan Rottenmeier kılıklı hal ve gidişatımdan sıkıldığım içindir 😉 Zaman zaman kendimiz söyleriz ya da başkalarından duyarız… “Affettim ben onu”, “Unuttum ben onu”, “Aştım ben onu” diye. “O” ile kastedilen ya bir başkasıdır…

%d blogcu bunu beğendi: